Zachor Vakfı Soykırım Tanıklıklarını Koruma Altına Almış

Aleks Can Çidem / beraberce Değişim 2018 Gönüllüsü

Budapeşte’deki Zachor Vakfı, soykırımdan ve trajedilerden kurtulmayı başaran tanıkların, anılarını paylaşıp çevrimiçi bir forum sağlayarak hikâyeleri koruma altına alan; ırkçılık, ayrımcılık ve önyargı gibi kavramlara dikkat çekmeye çalışan bir sivil eğitim kurumu. Zachor Vakfı’nın bu çalışmaları bugünü, geçmiş ile yüzleştiriyor, bugüne geçmişi hatırlatıyor. Bu vakfın kurucusu olan Ben Lesser de soykırımın tanıklarından.

Çalışmalarımda sıklıkla kullandığım IWitness ve VHA online platformları Shoah Vakfı Enstitüsü (USC Shoah Foundation) görsel arşivleri ile donatılmış. Budapeşte’ye vardığım günden beri Iwitness ve VHA arşivlerini inceliyorum. Bu arşivlerin büyük bir çoğunluğu Holokost ile ilgili. Holokost’un yanı sıra Ermeni, Ruanda/Guatemala soykırımları ve daha başka birçok katliamla ilgili trajedilerin tanıklıklarına onlarca dilde ulaşmak mümkün. Genellikle soykırımlardan kurtulanların yaşadıklarını anlattıkları videoların yanı sıra yapılan tarih çalışmaları ile ilgili videolar da bulmak mümkün. Bu dijital metinler, interaktif aktiviteler ile donatılmış. Bu aktiviteler sayesinde öğrenme ve düşünme aşamalarının yanı sıra çevrimiçi bir platformda metinlerinizi paylaşmanıza olanak sağlıyor. Böylelikle soykırım ile ilgili öğrendiklerinizi diğerlerine aktararak bir öğrenci, eğitmen programına dönüşüyor. İncelediğiniz bir videodan sonra o konuyla ilgili daha detaylı inceleme yapmanıza da olanak sağlayan kaynaklar önerebiliyor. Tanıklık videolarında tarih çalışmalarının göz ardı ettiği konuları ve bilgileri görebiliyoruz. Mesela Ermeni Soykırımı çalışmalarında genellikle göz ardı edilen birçok konudan birisi olan “bir halkın tekrar inşa çabası” ile ilgili dokümanlar bulunabiliyor veya trajediye uğrayan kişilerin sonrasında yaşadıkları yerlerde sahip olmaya çalıştıkları yeni kimlikler ile ilgili yaşadıklarını ilk ağızdan öğrenebiliyorsunuz. Şu sıralar daha önce yaptığım bir dijital metin çalışmasını geliştirmeye çalışıyorum: Osmanlı’nın Son Dönemleri ve Yeni Cumhuriyetin İlk 10 Yıllında, Ermeni Kadınların Feminist Hareketi ve Savaştan Sonra Ermeni Halkının Tekrardan Kimlik Bulma Çabası. Bu platform bu çalışmalarımı geliştirmem için inanılmaz bir kaynak.

İzlediğim bir Holokost trajedisinin tanığıyla, sonrasında izlediğim bir Ermeni Soykırımı tanığının arasında kolaylıkla bağ kurabiliyorum. Yaptığınız bir aktivitede çalışmalarınıza Ermeni Soykırımı tanığıyla başladıktan sonra karşınıza bir Holokost tanığı çıkabiliyor. Bu çalışmalarla soykırıma dair çalışmaların nasıl yapıldığını inceleyip, bir gün bunları yaşadığım topraklarda deneyimlemek istiyorum.

Burada kullandığım bir diğer Shoah Foundation programı olan IWalks. IWalks ile kullanıcılar hafıza mekânlarında kliplerle görsel bir öğrenme deneyimine tabi tutuluyor. Anma alanlarını ziyarete gittiğinizde turistik bir gezi olmaktan çıkıyor ve o duygusal atmosferde o yaşanan trajedi yıllarına geri dönüp yüzleşebiliyorsunuz.

Gezdiğim bir hafıza mekânı olan Tuna nehrindeki “Ayakkabılar” parlamento binasının hemen önünde ve Tuna Nehrine doğru bakıyor. Yahudiler, Nazi işgali sırasında Tuna nehrinin kıyısında 7’den 70’e kurşunlanıyorlar. Ki bunu da ayakkabılardan anlamak mümkün. Bellek alanına gittiğinizde, o kurşunlanmadan kurtulan insanların anılarını dinleyebiliyorsunuz ve o dönemle birebir iletişime geçtiğinizi hissediyorsunuz.

Zachor Vakfı, Holokost ile ilgili anı defterlerinin ve hikâyelerin kaybolmamasını ve basılmasını sağlamış. Macaristan’da, Nazi işgali sırasında Yahudilerin yaşadıklarını ele alan kitapların, İngilizce ve Macarca çevirilerini aynı kitapta bulmak mümkün.

Bunların yanında Zachor Vakfı, ilkokul öğrencilerine yönelik de çalışmalar yapıyor. Öğrencilerin trajedilerle ilgili dinledikleri konuşmalardan, okudukları yazılardan veya izledikleri videolardan yola çıkarak düşüncelerini resim çizerek anlatmaları istenmiş. Böylelikle çocuklar, daha küçük yaşlarda empati kurmaya ve yaşananları anlamaya başlıyor.

Bu tür çalışmaların, katliamlara ve trajedilere tanıklık etmiş yaşadığımız topraklarda da yaygınlaşması gerektiğini düşünüyorum. Zachor Vakfı, bu trajedilerin hatırlanmasında ön ayak oluyor. Bu düşüncemi Zachor Vakfı ile de paylaştım. Ve bu aralar tanıkların biyografilerinin İngilizce metinlerini Türkçe ve Ermenice dillerine çeviriyorum. Umarım ileride kullanıldığını görebilirim. Çünkü ancak hatırlayarak ve öğreterek yeni soykırımların önüne geçebiliriz. Hrant Dink’in bir konuşmasında belirtiği gibi “Çözüm sadece diyalog yoluyla gerçekleşir.” Hrant Dink cinayeti, ayrımcılığın ve onu yaşatan zihniyetin devam ettiğinin bir göstergesiydi. Sağlam temellere dayalı bir hoşgörü dönemine adım atmak için hafıza alanlarının olması ve yaşananları hatırlatması trajediye uğramış kişilerinin yaşadıklarının öğrenilmesi gerekir. Böylelikle empati kurulabilir. Toplumların yaşadıkları trajedilerle yüzleşmesi ve gelecek nesillere aktarmasının, ileride nefret söylemlerini bitireceğini, daha huzurlu bir ortam sağlayacağını düşünüyorum.

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir